Dracula 3: Path of the Dragon (0 Comments)
Macera ve bulmaca ağırlıklı oyunlarla karşımıza çıkmaya alışık olan Microids, geçtiğimiz günlerde yine bu türde olan oyunu Dracula’nın üçüncüsü Dracula 3: Path of the Dragon ile tekrar ortaya çıktı. Mistik, gotik ve gerilim temalı bir macera oyunu olan Dracula 3: Path of the Dragon’da; Syberia ve Still Life gibi başarılı ve kaliteli maceralara da imzasını atmış olan Microids parmağının bulunmasından ötürü, oyunsitesi.com olarak, oyunu inceleme listemize kattık.
1920 yılında Transilvanya’yı konu alan hikâyede ana kahraman Peder Arno Moriani, Vatikan’daki patronları tarafından, Transilvanya’da azizlik mertebesine aday olarak açıklanmış Rumen Doktor Martha Calugarul’in ölümünü araştırması için yollanır. İnsanlar onun mezarına gidip mucizevî şekilde iyileşmektedirler. Yalnız şöyle bir şey vardır, doktor vampirlere inanmaktadır. Peder de, doktorun köydeki garip ölümlerden vampirleri sorumlu tutan kayıtlarını bulur ve görevini, vampirlerin var olmadığını kanıtlamak olarak değiştirir.Yani oyunun çoğunu bilimsel araştırmalar yaparak ve doktorun kayıtlarını sorgulayarak geçiriyorsunuz. Dracula’nın avına çıkacağını düşündüyseniz, yanıldınız. Neredeyse oyunun sonlarına kadar hemen hemen hiç vampirle karşılaşmıyorsunuz bile.
Konunun 20. yy’da geçiyor olmasından ve Romanya’nın o tarihlerde I. Dünya Savaşı’nın etkisinden halen kurtulamamasından dolayı, oyundaki tasarımlar ve atmosfer bu etkiyi verebilmek için antik ve eski tipte yaratılmış. Evler, banklar, lambalar, telefon kulübeleri… Her nesnede bu havayı yakalamak mümkün. Transilvanya’da başlayan öykü ise Budapeşte’den Türkiye’ye kadar ilerliyor. Bu da bizim için ayrı bir ilgi çekici nokta olmuş.
Tüm Dracula konulu ve isimli yapıtların aksine, Dracula 3’te vampiri gör ve kazıkla öldür gibi klişeler aşılmış ve yerine “vampir diye bir şey yoktur!” teması eklenmiş. Tüm oyun boyunca sıra dışı olayları açıklamaya çalışan Peder Arno Moriani ile oyununun sonuna geldiğinizde bir miktar ters köşeye çekilmiş oluyorsunuz.
Zaten oyun boyunca bilimsel testler yapan, antik kalıntıları ve benzeri şeyleri inceleyen Peder’in bir din adamından daha çok Sherlock Holmes’ü andırdığını söyleyebiliriz. Oyunun bu bulmaca çözme aşaması, gerçek hayata daha çok yaklaştırılmak istenmiş olacak ki, bir deneyi yapmadan önce defalarca elinizi yıkamanız gerekebiliyor. Diğer türlü bulmacalar ise çok da zorlayıcı cinsten değil ve oyunda bulmaca çözerek ilerlemekten ziyade, boşlukları doldurarak ilerliyorsunuz. Bir macera oyununa göre Dracula 3’ün güzel ve yeterli grafikleri var diyebiliriz. Çevre tasarımları detaylı ve karakter modellemeleri de fena değil. Oynanış bakımından da rahat bir ara yüzünüz var. Ekranda etkileşime geçebileceğiniz nesnelere yaklaştığınızda ne yapabileceğinizi görebiliyor ve yapmanız gerekeni kolayca yapabiliyorsunuz. Sesler de aynı şekilde yeterli duruyor. Özellikle karakter seslendirmeleri oldukça başarılı. Ara sahnelerdeki yavaş ve ağır hareketler oyuna gizem katmak için yapılmışsa da oyunu bir miktar da matlaştırıyor. Sonuç olarak ise hepsinin bileşiminde ortaya, ortanın üstünde bir oyun çıkıyor. Macera sevenler için değişik hikâyesi ile denemeye değecek bir oyun olsa da macera oyunları ile pek arası olmayanların iki kere düşünmesi gereken bir oyun, Dracula 3: Path of the Dragon…
İyi oyunlar.

